Nesnelerin İnterneti (İOT) nedir?

0

Bugünlerde sıklıkla duyduğumuz ve ileride daha da fazla duyacağımız bir kavram Nesnelerin İnterneti..

Nedir bu “Nesnelerin İnterneti”?

İlk kez 1999 yılında Britanyalı teknoloji öncüsü Kevin Ashton tarafından bir şirket için hazırladığı sunumda kullanılan kavramdır. Nesnelerin İnterneti “benzersiz bir şekilde adreslenebilir nesnelerin kendi aralarında oluşturduğu, dünya çapında yaygın bir ağ ve bu ağdaki nesnelerin belirli bir protokol ile birbirleriyle iletişim içinde olmaları” olarak tanımlanmaktadır. Basit bir şekilde ifade etmek gerekirse, açma/kapama düğmesine sahip tüm cihazların internete ve/veya birbirlerine bağlanması anlamına gelen bir kavram; Nesnelerin İnterneti! Aklınıza gelebilecek her nesnenin bir şekilde internete erişip, diğer cihazlarla iletişim halinde olması. Ya da her nesnenin başına akıllı kelimesini koymak

Şimdilerde ise bu kavram geliştirilerek günümüz sanayi sektöründe pek çok gelişmenin alt yapısını oluşturmaktadır.

Akıllı nesnelerin kullanım alanları günden güne artıyor

Özellikle Endüstri 4.0 ile başlanan 4. endüstri devrimi sayesinde oluşan akıllı fabrikalar içerisinde bu sistem kullanılmaktadır. Yakın gelecekte tüm nesneler birbirleriyle iletişim kurup etkileşime geçebiliyor olacak. Günümüz için konuşursak, bunun her gün gözlenebilir örneği otobüs durakları ile otobüsler arasında. “Akıllı durak” olarak tanımlanan belediye durakları, otobüsün nerede olduğunu ya da bulunduğunuz durağa ne zaman geleceğini söyleyebiliyor. Durak-otobüs iletişimi Nesnelerin İnterneti uygulaması kapsamında sağlanıyor. Benzer bir şekilde, metro istasyonlarında gördüğünüz, metronun gelişine kaç dakika kaldığını gösteren dijital ekranlar da Nesnelerin İnterneti uygulaması dahilinde birbirleriyle iletişim kuran nesneler arasında. Gartner araştırma şirketine göre 2020 yılına kadar yaklaşık 26 milyar nesne, Nesnelerin İnterneti kapsamında hizmet verecek.

Bu durum sizi nasıl etkileyecek?

“Her şey birbiriyle bağlantılı olacak.” İşte geleceğimizi yönlendirecek temel kural bu. İyi de kim bu kadar çok cihazın birbiriyle sürekli iletişim halinde olmasını ister ki? Böyle bir durumun potansiyel sonuçları için verebileceğimiz bir sürü örnek var desek abartmış olmayız. Mesela toplantıya gidiyorsunuz, arabanız takviminize erişebiliyor, varış adresinizi görüyor ve sizin için en doğru yolu seçiyor. Trafik sıkışıksa toplantıya katılacak diğer bireylere mesaj göndererek geç kalacağınızı bildiriyor. Peki ya çalar saatiniz sabah 6’da sizi uyandırıp aynı zamanda kahve makinenize talimat göndererek kahve yapmasını söylerse? Yazıcınızın toneri bittiğinde otomatik olarak yeni bir paket sipariş ettiğini düşünebiliyor musunuz? Bir de şunu düşünün: İş yerinizde kullandığınız giyilebilir cihazlar, ne zaman ve nerede daha verimli çalıştığınızı size söylüyor, ayrıca siz çalışırken bu bilgiyi diğer cihazlarla da paylaşıyor.

Uzun lafın kısası, Nesnelerin İnterneti’nin ucu bucağı yok, kurabildiği bağlantılar ise sınırsız. Günümüzde bu bağlantıların yaratacağı etkileri hayal etmek bile mümkün değil. Nesnelerin İnterneti’nin neden bu denli çok tartışılan bir konu haline geldiğini anlamak hiç de güç değil. Söz konusu kavram birçok imkan sağladığı gibi pek çok problemi de beraberinde getiriyor. Bu sorunlardan bir tanesi hiç şüphesiz güvenlik meselesi. Milyarlarca cihaz birbirine bağlıyken verilerin güvenliği nasıl sağlanabilir ki? Acaba biri çıkıp tost makinenizi hackleyip tüm ağınıza sızabilir mi? Ayrıca Nesnelerin İnterneti dünyanın dört bir yanındaki birçok şirketi de güvenlik tehditlerine karşı savunmasız duruma düşürecek. Bir de gizlilik ve veri paylaşımı meseleleri var tabii. Zaten bu hususlar şu anda bile gündemden hiç düşmüyor, gelin bir de gelecekte neler olacak onu düşünün. Milyarlarca cihaz birbirine bağlı olduğunda endişeler de haliyle tavan yapacak. Ne yazık ki sorun bunlardan ibaret değil. Milyarlarca cihaz birbirine bağlı olacak dedik, eh haliyle bunların hepsi muazzam miktarlarda veri üretecek. Bu yüzden şirketlerin ne yapıp edip bir yol bulup bu verileri depolaması, takip etmesi, analiz etmesi ve anlamlandırması gerekiyor.

Peki şuan durum ne?

Yapılan araştırmalara göre bugün internete 10-11 milyar cihazın bağlı olduğu tahmin edilmekte ve bu rakamın 2020 yılına gelindiğinde 50 milyar cihaz seviyesine çıkması öngörülmektedir. Aynı araştırmalara göre; 2003 yılında dünyada kişi başına düşen birbirleriyle bağlantılı cihaz oranı 0,08 iken bu oranın 2020 tahmini ise “6,48”dir. Ayrıca 2020 yılında, 20 adet tipik ev cihazının üreteceği bilgi trafiğinin, 2008 yılında üretilen tüm internet trafiğinden daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Yakın gelecekte tüm nesneler birbirleriyle iletişim kurup etkileşime geçebiliyor olacak. Günümüz için konuşursak, bunun her gün gözlenebilir örneği otobüs durakları ile otobüsler arasında. “Akıllı durak” olarak tanımlanan belediye durakları, otobüsün nerede olduğunu ya da bulunduğunuz durağa ne zaman geleceğini söyleyebiliyor. Durak-otobüs iletişimi Nesnelerin İnterneti uygulaması kapsamında sağlanıyor.

Günümüzde Nesnelerin İnterneti Teknolojisinin Kullanım Örnekleri

Nest Akıllı Termostat

İnternete bağlanabilen akıllı bir termostat olan Nest, Nesnelerin İnterneti teknolojisinin en çok dikkat çeken ürünlerinden biri. Nest, ailenizin rutinini öğrenerek ev sıcaklığını ayarlıyor. Siz evdeyken veya değilken, uyurken ya da uyanıkken, hava sıcakken veya soğukken otomatik olarak gerekli ayarları yapıyor, böylece enerji verimliliğini arttırıp tasarruf yapmanızı sağlıyor. Ürünün mobil uygulaması sayesinde ısıtma için zaman aralıklarını ayarlayabiliyorsunuz, evde olmadığınızda sıcaklığı değiştirebiliyorsunuz, hatta ısıtma veya soğutma sisteminizde bir sorun meydana geldiğinde bildirim alabiliyorsunuz.

Samsung SmartThings Hub

Neyse ki her akıllı ev cihazını tek tek almak zorunda değilsiniz. Bazı sistemler öyle kapsamlı ki bunları kullanarak evinizin tamamını otomatik hale getirmeniz mümkün. Mesela SmartThings sistemi sayesinde akıllı telefonunuzu kullanarak tüm ışık, kilit, priz, termostat, kamera ve hoparlörleri tek bir merkezi birimden yönetebiliyorsunuz. Üstelik ürünle gelen birçok sensör vasıtasıyla evinizdeki elektronik cihazların tamamıyla entegre olan bir güvenlik çözümünden de yararlanabiliyorsunuz. Samsung SmartThings, Logitech Harmony veya Lutron Smart Bridge gibi akıllı merkezi ev sistemleri ile hemen hemen her elektronik cihazı kontrol edebilirsiniz.

Petnet Akıllı Evcil Hayvan Besleyici

Nesnelerin İnterneti’nden neden sadece insanlar yararlansın ki? Petnet’in geliştirdiği akıllı besleyici, köpeğiniz veya kediniz için en doğru mama türünü seçmenize ve miktarını ayarlamanıza yardımcı oluyor. Üstelik mama stoğunuz bittiğinde tedarikçiyle temasa geçerek sipariş veriyor. Akıllı besleyiciyi akıllı telefonunuzla kontrol ediyorsunuz ve evinizde uzakta olsanız bile evcil hayvanınızın mamasını yiyip yemediğini takip edebiliyorsunuz.

WeMo Akıllı Priz

Belkin adlı teknoloji şirketinin “WeMo bağlı ev cihazları” serisi kapsamında geliştirdiği en kullanışlı ürünlerden biri bu akıllı priz. Normal bir prize takılan bu ürüne herhangi bir cihazın fişini takabiliyorsunuz. Belirlediğiniz zaman aralıklarında gücü açıp kapatabiliyorsunuz ya da aynı işlemi akıllı telefonunuzdan tek tuşa basarak gerçekleştirebiliyorsunuz. Insight adlı başka bir akıllı priz modeli de cihazınızın ne kadar enerji kullandığını takip ediyor, böylelikle evinizde enerji verimliliğini arttırmanıza yardımcı oluyor. Prizlerin ne zaman aktif olduğunu ve ne kadar enerji tükettiğini görebildiğiniz gibi mobil uygulama sayesinde bağlı cihazların açık kalacağı zaman dilimlerini de belirleyebiliyorsunuz.

Philips Hue Akıllı Ampul

Philips Hue aydınlatma sisteminin şu anda piyasadaki en popüler akıllı ampullerden meydana geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki akıllı ampulün sıradan bir ampulden ne farkı var? Philips Hue akıllı ampulleri istediğiniz renkte ışık verebiliyor; hatta ışık, mobil uygulamayla yüklediğiniz fotoğrafların rengine göre kendi tonunu ayarlayabiliyor. Ayrıca aydınlatma sistemini akıllı telefonunuz ile açıp kapatabiliyorsunuz, üstelik Hue ampullerini müzik sisteminizle senkronize edip mükemmel bir ses-ışık uyumu yakalama şansınız da var. LIFX, Lumen, ilumi ve Belkin gibi şirketlerin de akıllı ampuller üretmeye başlamasıyla birlikte bu alandaki rekabet giderek artıyor. Nesnelerin İnterneti kavramı kapsamında geliştirilen birçok diğer akıllı ev cihazı gibi bu ampuller de enerji tasarrufu yapmanızı sağlıyor, üstüne üstlük size görsel bir şölen yaşatıyor.

Oceanit Laboratuvarlarından Akıllı Çimento

Aslına bakarsanız “çimento” ile “akıllı” kavramın yan yana getirmek hiç de mantıklı gibi durmuyor. Yani çimentoyu dökersiniz, öylece beklerseniz, sonra çimento kurur. Başka ne numarası vardır ki çimentonun? Fakat Oceanit Laboratuvarları diğer araştırma şirketleriyle iş birliği yaparak bu durumu değiştirmeye çalışıyor. Çimentoya nanosensörler ekleyip çimentonun adeta bir sensör gibi hareket etmesini ve hem mekanik, akustik ve manyetik sinyaller göndermesini hem de bu sinyallere yanıt vermesini sağlıyor. Şirket, ürünü açıklamak için petrol sondajı örneğinden yararlanıyor. Mesela açılan bir kuyunun etrafına dökülen çimento işçilere bilgi gönderiyor, işçiler de bu sayede kuyunun sağlamlık durumunu belirleyebiliyor ve riskleri daha doğru biçimde değerlendirebiliyor. Kaldırımlardan tutun da hidroelektrik santrallerine kadar birçok yerde bu teknoloji kullanılabilir.

Paylaş.

About Author

Yorum Yap